/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
  1. 1.
    +1
    Az önceki başlığı yanlış altıncıya açmışım. Buradan yazacağım hikayeyi. Daha önce word dosyasına yazdım o yüzden partlar seri gelecek. Bir kaç rez göreyim atmaya başlayacağım.
    ···
  1. 2.
    +1
    --- Bölüm 1
    “Neredeyim ben?” içinde bulunduğum araçtan içeriye ay ışığı giriyordu. Kafamı yasladığım direksiyondan kaldırdım. Saçlarım yapış yapıştı ve alnım yanıyordu. Elimi alnıma zütürdüm, kurumuş kan elime bulaştı.
    Biraz sonra acı tüm vücuduma yayıldı. Titreyen ellerimi zar zor zütürerek arabanın kapısını açtım, dışarıda esen havanın fısıltıları hükmediyordu. Araba bir evin önüne park etmişti. Ayağımı çamurlu yollara attım. içimde bir korku ile eve doğru yürümeye başladım. Neden ya da neyden korktuğumu bilmiyordum. Birinin beni takip ettiğini hissederek evin önüne geldim. Kapıyı çaldım. Tekrar. Tekrar. Kimse açmaya yeltenmiyordu. Ya da kimse yoktu diyeceğim fakat ışıklar ne için yanıyordu?
    Evin etrafını dolaşmaya başladım. Pencereleri elimle zorluyordum. Evin ikinci katında bir balkon vardı belki oradan girebilirdim. Ama ya davetsiz misafirlerden hoşlanmayan birisi varsa evde?
    Evin gider borusundan tırmandım, biraz yukarı çıktığımda içimde yine o his belirdi. Biri beni kovalıyor. Neden buraya çıkmıştım ki? Çamurlu yolu takip edebilirdim. Gidebilirdim fakat aşağı inecek cesaretim yoktu. Kafamda dönen bir ses vardı ve o da: “Biri beni kovalıyor”.
    ···
  2. 3.
    +1
    Balkona çıktım, kapısı açıktı. içeri girince burnuma hücum eden keskin bir koku ile karşılaştım. Beni kovalayan her ne ise bu koku eminim ki ondan daha korkunçtu. Bir süre ilerleyecek cesareti içimde bulamadım. Evin kurulu olduğu ağaçlık alana baktım pencereden. Orası, buradan daha korkunçtur eminim ki. ilerledim, odadan dışarı çıktım. Kısa bir koridor vardı karşımda. Bir anlık cesaret ile “Kimse var mı?” diye bağırdım. Sonra bundan pişman oldum ve hızla yürümeye başladım. Bedenimi ben kontrol etmiyordum. ilerledikçe bu pis koku ağırlaşıyordu. Odaların kapısı açıktı. Gezmeye başladım. ilk odada banyo vardı. ikincide ise bir yatak odası vardı. Odaya girdim, kötü bir şey yapıyordum, biliyordum ama yine de girdim. Geniş bir yatağı vardı, metal ayaklıydı. Eskimiş bir ayna ve küçük bir dolap. Dolabı açtım, Allah’ım…
    Yırtılmış sürüsüyle kıyafet, hepsi kanlar içinde dolabı kapattım ve geriye doğru sendeledim. Tahta zemine düştüm. Hemen kalkıp evin aşağı katına doğru ilerlemeye başladım fakat daha leş bir koku beni yakaladı. Evin alt katı, merdivenden indiğim gibi…
    ···
  3. 4.
    +1
    ---Bölüm 3
    Sürüsü ile ceset beni karşılıyordu. Bana selam veriyordu masmavi gözleri. Boş bakışlarıyla korku adlı bıçaklarını göğsüme saplıyorlardı. O ses tekrar kafamda belirdi, “biri beni kovalıyor”.
    Hızla koşarak evin kapısını kırdım. Tahtadan yapılmış kapı dayanamamıştı bana. Arabaya doğru koşmaya başladım, yeşil bir kamyonetti. içine bindim, tabi ki anahtarı yoktu. Eğer o evdeyse bile asla geri dönmeyecektim. Arabanın kaputunu açtım, bir tabancadan başka bir şey yoktu. Yan koltuğa baktım, yeni olduğu belli bir defter ve üstünde “Beni oku” yazılı. Arka koltukta ise “Olamaz” bir kadının cesedi arkada uzanıyordu.
    “Onları öldüren kişi beni de öldürürse?” diye düşündüm. Kaputtan tabancayı aldım, yandaki defter ne için oradaydı, bana mı bırakılmıştı yoksa? Hız kaybetmeden defteri aldım ve ormana doğru koşmaya başladım. “Biri beni kovalıyor.”
    Bu ses gidene kadar uzaklaştım o evden. En sonunda esen meltemin altında bir ağacın dibine çöktüm. Silahı kontrol ettim. Üç mermi vardı. Defteri açtım, sadece tek sayfa vardı ve ilk sözcüklerini gördüm: “Sevgili ben,”.
    ···
  4. 5.
    +1
    ---Bölüm 4
    “Sevgili ben, biliyorum, bu sana tuhaf gelecektir. Ama olabildiğince kısa tutmaya çalışacağım. Evin içine sakın girme. Hatta arabadan dahi çıkma. Her yerinde acı hissettiğini de biliyorum ama sakın korkma. Neredeyse birkaç saat sonra (sen bunu okurken gelmiş bile olabilirler) polisler gelecek ve tutuklanacaksın ama korkma. Hiçbir şey hatırlamıyorsun değil mi? O zaman sorun yok. Şimdi bu sayfayı kopart ve ye, evet sayfayı ye. Dediğimi yap ve polislerin seni zütürmesine izin ver.”
    Şaşkınlıkla dediğini yaptım. Nasıl bir şeyin içindeydim ben? Kimdim ben? Bunu daha yeni fark etmiştim, neden bir şey hatırlamıyorum? içimden bir ses bunu yapmam gerektiğini söylüyordu, ayaklarımı kontrol edemeden o eve doğru yürümeye başladım. Polis sirenlerini duyabiliyordum. Ormanın içinden çıkıp evin görüş sahasına girince üstüme doğrultulan silahları ve polislerin “Yere yat!” bağırışını duyabiliyordum. Bir memur geldi ve dizlerimin üstüne çöktürdü beni, hızla üstümü aradılar, silahıma el koydular ve beni polis arabasına bindirip zütürdüler.
    ···
  5. 6.
    +1
    ---Bölüm 5
    Aklımda belli başlı sorular vardı. Neden buradayım? O ev neydi? Ama şu an aklımı en çok kurcalayan soru yaklaşık yarım saat önce öğrendiğim Ben kimim? Sorusuydu. Karakolun önünden geçtik. “Neden durmadık?” diye sordum. Kimse cevap vermeye tenezzül etmedi, kimse benimle konuşmuyordu.
    Şehir dışından yaklaşık birkaç kilometre ötede durduk. Hızla aşağıya indirildim. Her ne yaptıysam bana çok sert davranılıyordu. Ya da herkese böyle davranıyorlardı, bilemiyorum. Burası askeri bir üstü. Telden kapıyı hızlıca açtı yüzündeki sakalları yeni biten iki asker. Siyah kıyafetler giymiş iki adama teslim ettiler beni. Bir asansöre bindik. Siyah kıyafetler giyenlerden zenci olanı eksi yedinci kata bastı. Kimse bir şey konuşmuyordu. Asansörün sesinden başka hiçbir ses yoktu.
    Beni bir sandalyeye oturttular. Burası bir sorgulama odasıydı. Ellerimi kelepçelediler. içeriye mavi gömlek giymiş, sarı saçlarının ortası kelleşmiş orta yaşlarında bir adam girdi. Elindeki dosyayı hızlıca masaya atarak “Mesih” dedi.
    ···
  6. 7.
    +1
    ---Bölüm 6
    “Mesih mi?”
    “Şaşırdın mı?” dedi dalga geçer bir ses tonu ile.
    “Bilmiyorum,” adamın yüzüne boş bir şekilde baktıktan sonra “hiçbir şey hatırlamıyorum” dedim. Gülmeye başladı, gülüşü beni sinir ediyordu. içimden onu öldürmek geçiyordu. Bunu hissettiğime inanamıyorum. Bu kadar net bir şekilde böyle bir şey istediğime inanamıyorum. “Yoksa?”
    “Yoksa ne? Neden kendin ihbar ettin?” ben mi? O not, kafamda bir şeyler yavaşça şekillenmeye başlamıştı. Yineledim “Bilmiyorum, hiçbir şey hatırlamıyorum.”
    “Benim ile dalga geçme!”
    Adam masaya o kadar sert vurmuştu ki korku ile sandalyeden fırlayıp yere düştüm. Adam odadan çıktı. Siyah camın arkasından ne bir şey görüyor ne de bir şey duyuyordum. Şimdi içeriye başka bir adam girdi. Sanırım bu sabaha kadar devam edecek. “Merhaba, gerçek adını bize söylemekle başlayabilirsin” dedi sakince. Sesi huzur veriyordu.
    “Bilmiyorum ki,” dedim “hiçbir şey hatırlamıyorum. Kamyonette uyandım, uyanınca eve girdim ve cesetleri görünce ormana kaçtım.”
    “Öyleyse neden geri döndün?”
    “Bana geri dönmem söylendi”
    “Kim söyledi?”
    “Bilmiyorum”
    “Peki, eğer bana yardımcı olursan senin için bu daha iyi olur. Bana gerçekleri anlat”
    “Ama ben bilmiyorum, gerçekten. Her şey size anlattıklarımdan ibaret”.
    ···
  7. 8.
    +1
    Bu kadar yazdım, bir kaç rez görürsem yazmaya devam edeceğim.
    ···
  8. 9.
    0
    reeeeeezzzzzzzzzzzzzzzz
    ···