/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
https://www.google.com.tr...erle-evlilik&docid=XI
  1. 1.
    0
    Eve taşınalı yaklaşık iki hafta olmuştu. Artık yavaş yavaş alışmaya başlamıştım hatta evi bayağı sevdim diyebilirim. Ev biraz eski olsa da gayet yaşanabilir. Tipik rum konaklarına benzeyen iki katlı bir ev. Aslında dışarıdan bakıldığında bir hayli ihtişamlı görünse de köyde olması sıkıntı. Gerçi arabam var ve bedava ev bulduğum için kaçıramazdım tabi ki. Evet ev bedava. Zaten hep şanslı olduğumu düşünmüşümdür. Veya çıkarcı diyelim biz buna. Ev arkadaşım Kazım'ın köy evinde kalıyoruz. Kazım asla akılda kalıcı olmayan gördüğünüzde hatırlamayacağınız biri gibi. Hatta sessiz sakin biri olması nedeniyle hatırlamamanız daha olası. iki yıldır tanışıyoruz üniversiteye başladığımızdan beri. Zorunda olmadıkça pek konuşan insan içine karışan bir tip değil. Sınıf arkadaşım. ilginç bir şekilde yakınız iki yıldır. Pek kimseyle konuşmayan Kazım benimle ilk tanıştığından beri samimiyiz diyebilirim. insanlara karşı çok sıcak olmasa da kendi arkadaş çevremizde gayet eğlenceli biri. Her neyse...

    Aslen Muğlalı ancak ailesi Mersine taşınmışlar. Nedenini sorduğumda iş yüzünden falan diyerek geçiştirdi. Çokta önemi yok zaten. Muğla'da kampüse arabayla yarım saat , kırk dakika uzaklıkta bir köyde yaşıyorlarmış. Yani artık bizim yaşadığımız evde. Üç dört yıl önce taşınmışlar.

    Bu arada ben mi kimim? Ben Cengiz. Aslen Denizliliyim. Ailenin tek çoçuğuyum. Kazımın aksine daha sosyal, aktif biriyim. Sıtkı Koçman Üniversitesinde Sosyoloji okuyorum. Her neyse bizi biraz tanıdığınıza göre hikayeye artık başlayabiliriz.
    ···
  1. 2.
    0
    Rez alirim ya
    ···
  2. 3.
    0
    Okurum bunu
    ···
  3. 4.
    0
    Kalk lan hadi saat kaç oldu geç kalıcaz. dedi başımda put gibi dikilen Kazım. Ya Kazım gibtir git sabah sabah ne kalkması oğlum. Kır sosyolojisi var kaçırmayalım dersi kalk gidelim dedi Kazım. Ya Allah aşkına yat birader ne işimize yarayacak aç camı bak dışarı her yer kır, doğa orman işte. Ben gidiyorum madem diyip odadan çıktı Kazım sinirlenip. Benim yerime de imza at diye bağırdım arkasından ama duymadı sanırım. Her neyse uyumaya devam etmeye çalıştım ama uyuyamadım. Kazıma söve söve yataktan kalktım. Sigarayı paketten çıkardım ağzıma aldım ama bu sefer çakmağı bulamadım. Gün taktan başladı. Ulan Kazım mı aldı bu çakmağı acaba nerde bu çakmak. Odada bulamadım. Gerçi köpek yavrusunu kaybetse bulamaz ya odada neyse. Çıktım koridorun diğer ucunda Kazımın odasına doğru çakmak almak için ilerledim. Kapı açılmadı. Ulan niye kilitledi bu kapıyı diye merak ettim. Gidip kendi odamın anahtarıyla açmayı denedim ama kapı açılmadı. Vay züt ne saklıyo acaba içeride diye söylene söylene mutfağa inip ocaktan yaktım sigaramı. Kahvaltı hazırlamak her zaman zor gelmiştir. Zaten öyle kahvaltı alışkanlığı olan biride değilim. Buketi aradım. Alo canım günaydın uyandırdım mı dedim. Buket Yok hayatım yeni uyandım sen kalkmazdın bu saatte hayırdır dedi. Ya Kazım gerizekalısı uyandırdı sabahki derse gitmediğimi bildiği halde. Her neyse boşver. Hadi bana kahvaltı hazırla geliyorum yarım saate dedim. Buket '' Ya spora gidicektim ben ama hadi tamam tamam gel dedi . Tamam canım var mı istediğin bişey dedim. Yok canım gel sen diyince hemen odaya fırlayıp giyinip arabaya atladım yola koyuldum. Buket kız arkadaşım. Yani sanırım öyle. En azından o öyle olduğunu düşünüyor. Benim için vakit geçirmek için uygun biri sadece. Zaten Kazımda pek sevmiyor. Kızı görünce garip garip bakıyor yüzüne falan. Neyse yakın zamanda birbirimize uygun değiliz palavralarıyla ayrılırım herhalde. Ama şimdi önemli olan kahvaltı.
    ···
  4. 5.
    0
    Hoşgeldin canım dedi Buket içeri geçerken, hoşbulduk dedim. Bukette güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra Kazımı aradım ders eve gideceksen ders çıkışı alayım seni dedim. Olur dedi. Buketten çıkıp Kazımı almaya gittim okulun önüne. Arabada Kazımı beklerken üzerimde garip bir ağırlık olduğunu farkettim. Havalardandır diyerek çok önemsemedim. Kazım geldi oo kardeşim hayırdır erkencisin diyerek güldü. Ya senin yüzünden sen gittikten sonra uyuyamadım sonra Bukete kahvaltıya gittim dedim. Kazımın yüzü düştü bunu söyleyince. Normalde bir şeye bozulduğunda pek belli eden biri değildi aslında. Döndüm buna bakarak yav tamam uyku senin itin olsun şaka yapıyorum kendi kendime uyandım seninle bir alakası yok dedim. Sadece gülümsedi. Ha sahi sen benim çakmağı mı aldın sabah diye sordum. Temkinli bir şekilde yoo o nerden çıktı dedi. Hiç öyle bulamadım da sabah diyerek geçiştirdim. Kazım garip davranıyordu. Hali tavrı farklıydı ama üstelemek istemedim.

    Eve vardık. Hava bir hayli kasvetliydi. Kara bulutlar yükünü almış bırakmayı bekliyor gibiydi. Hava sıkıntıydı yağsa rahatlayacak deriz ya hani tam da öyle bir hava vardı. Bulutlara uzun uzun bakıp bir sigara yapıp söylendim. Ulan bulutlar siz sıkıntılısınız diye ben de sıkıntıya giriyorum diye. içimde gerçekten nedenini bilmediğim garip bir sıkıntı vardı. Perdeyi çekip biraz yatayım dedim. Belki geçer içimdeki sıkıntı... Gözümü açtığımda karşımda simsiyah çarşaflı gibi uzun boylu bir şey duruyordu karşımda. Hissettirdiklerini anlatmamın imkanı yok. Nefes alamamaya başladım. Üzerime doğru gelmeye başladı. Gözleri insan gözü gibi değildi. Koyun gözüne benziyordu. Koyu bir sarı renkti gözleri. Yüz hatları yoktu, ya da ben o korkuyla farkedememiştim. Eli ayağı yoktu, varsa da görünmüyordu. Dua etmeye çabaladım. Sanki ezberimdeki herşey bir anda silinmişti, boğuluyordum, nefes alamıyordum. ana gadim altiyın diye bağırdı. iyice yaklaştı. Gözlerimi bile kapatamıyordum. O an sadece Allah diyebildim. Dediğim an tekrar gözlerimi açtım. Kan ter içinde kalmıştım. Soluk soluğa kalmışım, boğazımın acıdığını hissettim. Elimi telefona attım saate baktım 18 civarıydı. Kerahat vakti uyumuştum. Yatağımdan kalkıp dua ederek mutfağa doğru su içmeye giderken Kazımın odasına doğru baktığımda hiç duymadığım tarzda bir müzik çalıyordu. Neyse diyip devam ettim merdivenlerden inmeye. Bir bardak su doldurdum kendime. O an arkamda birşey olduğunu hissettim.
    Tümünü Göster
    ···