/i/Felsefe

filozofiya'ya inananların kafalarını açtıkları uhrevi altincidir.
  1. 1.
    +2
    Tinin üç dönüşümünü anlatacağım size: Tinin deveye, devenin aslana ve son olarak da aslanın çocuğa dönüşmesini.

    Güçlü, dayanıklı, içinde derin bir saygı barındıran tinin pek çok ağır yükü vardır: ağırı ve en ağırı ister onun gücü.
    Nedir, ağırı olan? Diye sorar, dayanıklı tin, sonra diz çöker bir deve gibi ve iyice yüklenmek ister.
    Nedir En ağır olan, ey kahramanlar? Diye sorar, dayanıklı tin alayım sırtıma da kıvanayım gücümle.
    Kibrini kırmak için alçalmak değil midir bu? Kendi bilgeliğiyle alay etmek için, kendi budalalığını açığa vurmak değil midir bu?
    Yoksa bu mu: zaferini kutladığı sırada davamızdan ayrılmak? Ya da, sınayanı sınamak için yüksek dağlara tırmanmak mı?
    Yoksa bu mu: bilginin meyveleri ve otlarıyla beslenmek ve hakikat uğruna gönlünü aç bırakmak?
    Yoksa bu mu: hasta olmak ve teselliye gelenleri evlerine gönderip, ne istediğini asla duymayan sağırları dost edinmek?
    Yoksa bu mu: hakikat sudur diye, kirli sulara girmek ve soğuk su kurbağalarını ve sıcak kara kurbağalarını hakir görmemek?
    Yoksa bu mu: bizi aşağılayanları sevmek ve hortlağa, tam da bizi korkutacağı sırada elini uzatmak?
    Tüm bu en ağır şeyleri alır sırtına, dayanıklı tin: tıpkı çölde koşturan yüklü bir deve gibi, koşturur kendi çölünde.
    Ne ki, en ıssız çölde gerçekleşir ikinci dönüşüm: aslan kesilir burada tin, özgürlüğü geçirmek ister eline ve efendi olmak ister, kendi çölünde.
    Son efendisini arar burada: düşman olmak ister ona ve son tanrısına; büyük ejderhayla dövüşmek ister, zafer kazanmak için.
    Hangisidir büyük ejderha, tinin artık efendi ve tanrı diye adlandırmak istemediği? “Yapmalısın,” der büyük ejderha. Oysa “istiyorum,” der aslanın tini.
    “Yapmalısın” çıkar yoluna, altın gibi ışıldayarak, pullu bir hayvandır o ve “Yapmalısın” parıldar altın gibi her pulunun üzerinde.
    Bin yıllık değerler parıldar bu pullarda ve şöyle söyler tüm ejderhaların en güçlüsü: “Şeylerim tüm değeri – parıldıyor üstümde.”
    “Tüm değerler zaten yaratılmıştır ve yaratılmış tüm değerler – işte bu benim. Gerçekten artık hiçbir ‘istiyorum’ olmamalı!” Böyle söylet ejderha.
    Kardeşlerim, Tinde aslana ne gerek var? Yetmez mi, fedakâr ve saygılı, dayanıklı bir hayvan?
    Yeni değerler yaratmak – aslan da yapamaz henüz bunu. Ama yeni bir yaratım için özgürlük yaratmak – buna yeter aslanın gücü.
    Kendine özgürlük yaratmak, ödevini bile kutlu bir Hayır’la yanıtlamak: işte, kardeşlerim, bunun için gerek var aslana.
    Yeni değerler yaratma hakkını ele geçirmek – dayanıklı ve saygılı bir tin için, en korkunç adım budur. Gerçekten, bir yağmacılıktır ve yırtıcı bir hayvanın işidir bu, onun gözünde.
    En kutsal şeyi olarak, bir zamanlar, “Yap-malısın”ı seviyordu; şimdi çılgınlığı ve keyifliği de en kutsal olanda bulması gerekecektir ki, özgürlüğü yağmalayabilsin sevgisinden: bu yağma için gerek vardır aslana.
    Ama söyleyin kardeşlerim, aslanın gücünün yetmediği ama çocuğun yapabileceği ne var ki? Neden yırtıcı aslanın bir de çocuk olması gerekiyor ki?
    Masumiyettir çocuk ve unutuş, yeni bir başlangıç, bir oyun, kendi kendine dönen bir çarktır, bir ilk hareket, kutlu bir Evet deyiştir.
    Evet, kutlu bir Evet-deyiş gerekir yaratma oyununa, kardeşlerim: şimdi kendi istemini ister ruh, kendi dünyasını kazanır, dünyayı kaybeden.
    Üç dönüşümünü saydım size tinin: tinin nasıl deve olduğunu, devenin nasıl aslan ve sonunda aslanın nasıl çocuk olduğunu anlattım size.
    ···
  1. 2.
    0
    reZ alıyorum okumadım
    ···